Hazal Sarıkaya ile Klorlu Günler / Şamil Çap Röportajı

By on 9 Mayıs 2017

Bu yazımda sizlere, yüzme adına Türkiye’de adını daha senelerce zikredeceğimiz bir isimle yaptığım röportajı sunuyorum.

HAZAL SARIKAYA

Hazal Sarıkaya, mükemmel bir yüzme geçmişine sahipsiniz. 109 Türkiye rekoru, sayısız Türkiye şampiyonlukları ve Dünya Gençler Şampiyonası’nda dördüncülük… Bunlar dile kolay, ama bu başarıları elde etmek yıllarca çalışmayı gerektiriyor tabi. Bunu herkesten iyi bilirsiniz. 2012 Olimpiyatları’na yaşınız 15 iken gittiniz. Bu Türkiye şartlarında, gerçekten gurur verici derecede büyük bir başarıydı. Bu mükemmel yeteneğiniz o zamanlar ben ve bütün yüzücülere ilham kaynağı oldu. Genç yaşınızda her yüzücü için bir idol haline geldiniz. Sonrasında İngiltere’nin Plymouth Koleji’nde, dünyanın sayılı antrenörlerinden Jon Ruddi ile çalışmaya başladınız. Bu antrenör aynı zamanda dünyaca ünlü Ruta Meilutyte ile de çalışıyordu. Tam umutlarımız ve beklentilerimiz artmış iken üzücü bir sakatlık haberi ile yüzmeyi bıraktığınızı öğrendik.

Gelelim röportajımıza…

  • Tekrar dünyaya gelseniz, yine yüzmeyi seçer miydiniz? Kararınızı etkileyen faktörler ne olur?

Ben yüzmeye ailemin denizde rahat yüzebilmem, boğulmamam ve güzel bir tekniğim olmasını istemesiyle anaokulunda başladım. Anaokulunda yüzme, denizi çok seven bir çocuk olmama rağmen bana çok çekici gelmemişti. Daha sonra da kolumu kırmam üzerine ilköğretim birinci sınıfta tekrar başladım. Yüzme o yaşlardan itibaren bana kendime güvenli olmayı ve bir grubun parçası olmayı öğretti ve şimdi de devam eden 13 yıllık dostlar kazandırdı. İlköğretimin ilerleyen yıllarında suya olan sevgim ve yarışma hırsım ile ilk küçük başarılarıma adım attım. Bireysel ve takım olarak kazanmak, “yüzücü” olarak anınmak benim her zaman hoşuma gitmiştir. 13 yaşımda ilk milli takımıma girmem itibarıyla da 18-19 yaşına kadar Türkiye’nin en hızlı sırtçısı ünvanını taşıdım. Tekrar dünyaya gelsem kesinlike yine yüzmeyi seçerdim. Bu kararımda elde ettiğim Türkiye ve yurtdışı başarılarım çok büyük bir etkisinin olması yanı sıra, aynı zamanda yüzmenin bana kattığı bir çok çalışma ve hayat etiği ve geleceğime yaptığı olumlu katkılarında çok büyük bir etkisi var.

  • Yüzmede başarılı olmak için yaptığınız fedakarlıklar nelerdi?

Bence sanılanın aksine yüzücülerin harika sosyal hayatları var. Yüzme size bir takımın parçası olmayı, her şehirden, birçok ülkeden arkadaş tanıma olanağı ve kendinizi hiç yalnız hissetmeyeceğiniz bir hayat sunar. Benim için, sosyal hayat sizin onu nasıl tanımladığınız ile ilgilidir. Bir yüzücü sosyal veya eğitim hayatından başarısı için fedakarlık yapar mı diye sorarsanız, evet yapar. Her sabah okul öncesi yaşıtları uyurken antrenman yapar, beslenmesine dikkat eder, kötü alışkanlıklardan uzak durur ve okul sonları da aynı şekilde bir alışveriş merkezine gitmektense gider antremanını yapar ve erken yatar. Bu süreç aynı şekilde her gün devam eder. Tabi, fedakarlık yapan tek sporcu değildir. Ailemin desteği ve onların fedakarlığı olmasa ben bu başarıların hiçbirini elde edemezdim. Ailem, beni kendi hayatlarının hep odak noktasına koymuş ve benim mutluluğumdan mutluluk duymuşlardır. Anlatmak istediğim, bu yapılan fedakarlık bir amaç için yapıldığında ve verilen emeklerin karşılığında, fedakarlıktan çok bir yaşam tercihi gibi geliyor insana

  • Yüzme size neler kattı? Bugün bulunduğunuz yeri yüzmeye mi borçlusunuz?

Ben şu an İngiltere’de Medya sektöründe en iyi iki ünversitelerden birinde 3. Sınıf öğrencisiyim. Olimpiyatlarda ülkemizi temsil ettikten sonra bana sunulan %50 burs ile lisenin son iki senesini İngiltere’de okuma şansına sahip oldum. O iki senenin sonunda okuluma verdiğim önem ve sıkı çalışmam üzerine Loughborough Üniversitesi’ne kabul edildim ve bu yıl ise İngiltere’nin en ünlü bisküvi firmasının Halkla İlişkiler departmanında staj yapıyorum. Eğer yüzme olmasaydı bunların hiçbiri mümkün olmazdı. Önümüzdeki ay ise Colgate firmasının İngiltere ofisinde pazarlama stajı yapacağım. O kadar İngiliz’in içinden bir Türk olarak beni seçmeleri benim için çok büyük ve gurur verici bir şey. Staj olsun, başka bir görüşme olsun, yüzme her zaman gururla bahsettiğim, hayatımın bir parçası olmuştur. İş verenler sporculara çok büyük bir saygıyla yaklaşıyor, çünkü biliyorlar ki bizler zamanımızı organize etmeyi, yapacağımız işleri önem sırasına sokmayı, en iyisi için çalışmayı çok iyi biliyoruz. Yüzmenin hayatıma olan katkıları say say bitmez.

  • Bu kadar başarılıyken, üstüne dünyaca ünlü bir koç ile çalışırken yüzmeyi bırakmanıza ne sebep oldu? Bu süreci biraz anlatabilir misiniz?

Yüzmeyi bırakmamın sebebi sol dizimde yaşadığım sakatlık oldu. Diz kapağında bulunan sıvının azalması ve diz kapağının üzerindeki dokunun zarar görmesi üzerine yaptığım fizik tedavi ve PRP gibi tedaviler malesef sonuç vermedi. Bu nededenle de yüzmeyi bırakmak zorunda kaldım. Sakatlanmadan önceki süreçte Jon Rudd ile Akdeniz Oyunlarına hazırlanıyorduk ve çok sıkı bir tempoda çalışıyorduk. İçtenlikle söyleyebilirim ki hiç bu kadar azimli ve bir hedef için ödün vermeden vermeden çalışmamıştım. Ama hayatta her şeyin olmasının bir sebebi var. Sakatlandıktan sonra okuluma daha fazla önem vermeseydim böyle bir sakatlık yaşadığımda tutunacak ve beni motive edecek bir şey olmazdı. Sakatlık sonra derslerime yoğunlaşıp liseden A ile mezun oldum. Bu sayede de Medya dalında İngiletere’nin en iyi iki üniversitesinden biri olan Loughborough Üniversitesi’nde okuma hakkına sahip oldum.

  • Türkiye’de yüzmeyle ilgilenen gençlere bir nasihat vermek ister misiniz? Yaşınız genç ama paylaşabileceğiniz çok tecrübeniz olmalı.

Benim tavsiyem, klişe gibi olsa da yüzmeyi bir zorunluluk değil, bir eğlence olarak görmeleri ve elde ettikleri başarılardan, küçük bile olsa hep gurur duymalarıdır. Ben yüzmedeki başarımı kendime olan güvenim ve inancıma bağlıyorum. Bn her yarış önecsi o yarışa kazanmak için girerdim, kafamda kazanacağımı hayal ederdim ve kazanırdım. Kendinize güvenin ve yaptığınız spordan keyif alın. Ailelere olan bir tavsiyem ise, çocuklarınıza kazan diye bir baskı hiç yapmayın. Evet, her ebeveyn çocuğunun başarılı olmasını ister ama o başarıya ulaşmak için çocuğunuz mutluluğunu, sizle olan ilişkisini harcamasın. Benim ailem her zaman seni ne mutlu edecekse onu yap demişlerdir ve her kararımda yanımda olmuşlardır. Bence başarının en önemli etkenlerinden biri yüzücünün kendine güveninin yanı sıra, ailesi ve antrenörü ile olan ilişkisidir. Benim hep yanımda olan hem antrenör hem de mentör olan Ali Can hocama da çok şey borçluyum, biz çok iyi bir ekiptik ve yaptığımız spordan keyif aldık. Bizi başarıya taşıyan da bu oldu.

  • Yüzmeyi bıraktıktan sonraki hayatınızı kısa bir şekilde anlatabilir misiniz?

Yüzme 7 yaşımdan beri hayatımın çok büyük bir parçasıydı. Ben 7-10 yaşları arasında TRT Çocuk Korosu’nda yer aldım, piyano çaldım, yazdığım hikaye okulumuz tarafından paylaşılan bir kitapta yer aldı ve bunlar dışında dans ve resimle de ilgilendim. Yaşım ilerledikçe ve yüzmede daha büyük başarılara imza atınca, yüzme hayatımın daha büyük bir parçası haline geldi. Bu nedenle 18-19 yaşında yüzmeyi bırakınca, hayatımın çok emek verdiğim bir parçası da sona ermiş oldu. Ben bu süreçte okuluma daha çok yoğunlaştım ve spor hayatımı güzel anılarla rafa kaldırıp akademik başarılarım için çalışmaya başladım. Yüzmeden sonraki hayatımda yüzmenin bana kazandırdıklarını hep kullandım ve kullanacağım. Bir Olimpiyat yüzücüsü olmak çok gurur verici ve akademik olarak da inanılmaz bir artı. İyi ki yüzmüşüm, iyi ki hayatıma çok büyük bir anlam kazandıran bu sporu yapmışım. Dünyaya bir daha gelsem kesinlikle yine aynısını yapardım.

  • Türkiye’de bulunduğunuz zamanlarda ne gibi zorluklar yaşadınız? Bu tarz zorluklarla İngiltere’de de karşı karşıya kaldınız mı?(spor,okul vb.)

Benim İngiltere’yi tercih etmemin en büyük nedenlerinden biri Türkiye’deki okul spor dengesinin çok bozuk olması idi. Bildiğimiz gibi lise son sınıfta sınav stresi ile çoğu yüzücü bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Okulu seçen, kafasını rahatlattığı fiziksel bir aktivitede bulunduğu ve sosyal aktivitelerinden ödün veriyor. Yüzmeyi seçen ise akademik kariyerinden vazgeçmiş oluyor. Tanıdığım çoğu yüzücü ya yüzücü bursu ile herhangi bir üniversiteye giriyor ya da girdiği üniversiteyi 6-7 yılda bitiriyor. Ben İngiltere’de lisenin son iki sınıfını okurken her sabah 4.40’ta kalkıp 2,5 saat okuldan önce ve 2,5 saat okuldan sonra antreman yapıp yurda döndüm. 7’de geldiğim zaman yurtta yemek yedikten sonra bir saat ödev yapıp 9 olmadan uyuyordum. Haftasonu ise aynı şekilde dinlenme ve okul için çalışmalarımı yaptım. Sınav döneminde okul tenefüsleri de dahil olmak üzere tüm serbest zamanlarımızda hazırlandık. İngiltere’de eğitim ve sporun birlikte gitmesine verilen destek ve önem sayesinde kız-erkek her yüzücü zamanını çok iyi planlamasını biliyor ve bahsettiğimiz gibi bunları fedakarlık olarak görmüyor, geleceğine bir yatırım olarak görüyor.

Bir başka zorluk ise Türkiye’de başarılı olan sporcuyu karalama kampanyası. Ben, başarılı olan herkesi tebrik etmeye ve desteklemeye, yüzdüğüm dönemde ve sonrasında önem gösterdim ve beni bilenler bilir. Her zaman herkese karşı mütevazi olmuşumdur. Evet başka takımdan yarıştığınız biri rakibiniz olabilir ama onları tebrik etmek sizi alçaltmaz, aksine yükseltir. Rakibiniz size ne kadar yakın veya sizden ne kadar iyi yüzerse siz bir o kadar daha fazla azimle çalışırsınız. İyi yüzücüler yanındakileri daha büyük başarılara taşır ve bu nedenle de Türk yüzmesi kazanır. Yüzme, bayrak yarışları hariç bireysel bir spor ve kendi geleceğimize kendimiz karar veriyoruz. Yarışta yaptığınız bir hata, sizin hatanız ve eğer rakibiniz o hatayı yapmamışsa kazanıyor, bu kadar basit. Başarılı olan yüzücüyü karalamak bence çok yanlış ve etik dışı. Yüzme bir spor ve hırsımızı kulvarda bırakıp önümüze bakmalıyız her zaman.

Hazal Sarıkaya’ya bu röportaj için çok teşekkür ederim 🙂

Kaynak : Şamil Çap Klorlu Günler Blogu

HAZAL SARIKAYA İLE KLORLU GÜNLER

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir